İsmail Gaspıralı ve Kırım Türkleri

Sabri Osmanoviç İZİDİNOVİÇ

Mübarek Ramazan ayı başında “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahü baraka”. Aziz vatandaşlar, muhterem ve sayın ağa-beyler, hanımlar, efendiler ve arkadaşlar.

İlk baharda, Navruz arifesinde, şefkatli, şifalı, dülber ve de facialı tarihi olan Kırım’a “Hoş sefa geldiniz, Ehlen ve sehlen” hürmetli misafirler.

Merhabalar, bu muhteşem toplantıyı hazırlayıp bize teklif ve tavsiye eden konakbaylar.

Hemen hemen yarım asır boyunca evladından -Kırım Tatar halkından- ayrılan Kırım adası (bu sebebten bazı şirinlikleri kaybolsa da) -acaip, efsanevî, dünya huzurunda başka bir köşeye. benzemeyen vatanımız-Allah’ın hikmetiyle, bizim millî gururumuz, muazzam mütefekkir, içtimaî ve maarif erbabı, meşhur tanzimatçı, Türk Müslümanlarının terakkiyatını, onların haysiyetini ve medeniyetini yükselten bu günlerde doğumunun 140. yılı münasebetiyle kutlamakta olduğumuz büyük insanın -İsmail Mirza Mustafaoğlu Gaspıralı’nın- da vatanıdır. Rahmetullah Aleyhi.

Önümüzdeki İsmail Bey’i anma töreni onun halkı daha sürgünden tamamiyle ata yurdumuza toplanmadığı için biraz taacüp ve efkâr doğursa da, diğer taraftan Kırım vilayetinin idarecileri bu toplantıyı acele ve gönülsüz yapsalar da bu, uzun zamandır beklenen, hükümetin hışmıyla geciken günlere yine de kıvançlı günler demek mümkündür. Hem de bu günler bizleri daha çok sevindiren bir devrede geçiyor. Şükür yaradana: Senalar hamd olsun! Azap ve nurluklardan, felâketlerden sağ kalan, gurbet diyarlarında hasretlikten dert sahibi olan halkımız büyük mücadeleler verip, müşkül vaziyetlere düşerek resmî engellemelerden dolayı gerektiği kadar çabuk olmasa da vatanında toplanmaya başladı. Avdet muhaciri oldu!

Gözaydın   ve   aydınlıkta   bulununuz,   muhterem, bitmez tükenmez vatandaşlarım.

İlk önce canı yürekten sıtkı gönülle vatana dönenleri (öksüz gibi ana vatan kucağına nail olan, sanki korkunç bir rüyadan, müşkül bir hastalıktan sonra, esaretten fırsat bulup, dede-babalarımızın hakarete uğrayan mukaddes mezarlarına sahip çıkıp tarihî ve şanlı yurdumuza yeniden gelip temel atan vatandaşlarımızı) onların cemil akraba taallukatını, soy soplarını, çoluk çocuklarını tebrik edip onların daima sağ selâmet, ve saadet içinde olmalarını ve vatan şifası ile mavi gök ve deniz gibi uzun ömürlü olmalarını dileriz.

Şükür Allah’a, nihayet bu günlere nail olduk, böyle günleri de gördük. Yüreğinizden silinmeyen vatan sevgisi ile vatan için çektiğiniz kaygınız, kasvetiniz, bir ömür süren efkârınız helâl hak olsun.

Zalimlerin işkenceleriyle can derdinde bulunduğunuz  dönemlerde, sefil ve rezil hallerde, belâ ve musibet pençelerinde haysiyet ve iradenizi kaybetmediğiniz, teptirmediğiniz, vatan arzu ve hayallerinizden vaz geçmediğiniz için sağ olunuz, temenna ile binlerce teşekkürler.

Bizi çeşitli kaderlere boğan vak’alar ve sebepler olsa da -bu günleri mutluluk günleri saymak mümkün- netice de halka avdet kapısı zorla aralandı. Ve bu dönemde bizler İsmail mirzanın doğum gününü beynelmilel bir toplantıyla hatırladık. Velâkin böyle günlerde bile unutmayalım ki, daima sağ olduğumuzu aklımızda zihnimizde tutarak çoluk çocuğa, sabiy sübyana, kız kırkına, civan delikanlıya yani neslimize aralıksız, muntazam halde halk faciasını gönülden saf ve pak, ayıbı suçu olmayan, peygamberimizin ümmetine sadık Kırım Tatarları’nın sonsuz sürgünlükte vahşi idarecilerin zulmünden, iftiradan, açlıktan, soğuktan, yoksulluktan, hastalıklardan, bünyelerine uygun olmayan yerlerin iklim ve havasından,

Gelecekte vatanın evvel ezelden var olan şanını yeniden yükseltilmesi ve. bir cennet köşesine çevrilmesi uğrunda bütün gücünüzle, mihnetle uğraşarak yapacağınız büyük işlerinizde muvaffakiyetler dileriz. Hakikaten vaktiyle çöl tarafındaki atalarımızın söylediği gibi “Tırışkan tabar, taşka kadak tagar”.

Ak ve uğurlu hayat şartları vatan toprağında. Allahu Taalâ halkın tamamına vatana avdeti, yeni hayata ve yeni dünyaya başlamasını nasib eylesin.

Bizi çeşitli kaderlere boğan vak’alar ve sebepler olsa da- bu günleri mutluluk günleri saymak mümkün- netice de halka avdet kapısı zorla aralandı. Ve bu dönemde bizler İsmail Mırza’nın doğum gününü beynelmilel bir toplantıyla hatırladık. Velakin böyle günlerde bile unutmayalım ki, daima sağ olduğumuzu aklımızda zihnimizde tutarak çoluk çocuğa, sabiy sübyana, kız kırkına, civan delikanlıya yani neslimize aralıksız, muntazam halde halk faciasını gönülden saf ve pak, ayıbı olmayan, peygamberimizin ümmetine sadık Kırım Tatarları’nın sonsuz sürgünlükte vahşi idarecilerin zulmünden, iftiradan, açlıktan, soğuktan, yoksulluktan, hastalıklardan, bünyelerine uygun olmayan yerlerin iklim ve havasından, mecal takat bitiren işlerden merhum, mağfur ve kurban olduklarını, şehit gittiklerim binlerce dille anlatıp bildirmek bizim borcumuzdur.

Bu insanlar, gurbet diyarlarında belâ ve musibetlere, ecnebî ellerde vatan hasretliğinden, nar u fırkattan hasıl olan dertlere bakmadan son nefeslerine kadar Kırım’a döneriz, adaletsizlik mutlaka sona erer diyerek arzu ve ümidlerini hiç kesmediler, millî haysiyetimizi çiğnetmediler, sefil ü rezil ettirmediler

Tasavvur edilemiyecek kadar acıklı durum. Yazık olsun bu günleri bizim merhum ve mağfurlarımızın görmesi nasip olmadı. Bu fani dünyada takdirleri, talihleri öyle emir olunmuş, başlarına öyle yazılmış.

Geliniz, biz müslümanlar İslâmın şartına uyarak dede babalarımızın adeti üzre ölülerimizin ruhuna bir dua edelim.

Bismillâhirrahmanirralıim.

Ayuha al ihva val ahavat fala hakra al fatiha ala ruh ihvanina va ihvatina va a’vnaina al lazina astaşhadu fi sabil al a’vda i’lal vatan-fa innahum kad astaşhadu va zalika mına al iftira val zulüm val cu’a val bard val amrad val a’malı şaka ve zalika fi sabil vatanihim al maslub. Al lazine halamu bil avda lahu.

Va rahmatu alla aleyhim va a’la cami’a al muslimin val muslimat a’cmain. Al fatiha …… amin.

Aziz vatandaşlar, izzetli misafirler, hürmetli konakbaylar.

Bizim muazzam vatandaşımız İsmail mirza Gaspıralı’nın dünya huzuruna gelmesinin 140. yılı münasebetiyle yapılacak olan toplantımız uğurlu olsun. Saf dille, bizim dikkatimize teslim edilecek nutuklar, yapılacak müzakereler, müşavereler, konuşmalar milletlerarası izzet hürmet ve dostluk inkişafının iyice sağlamlaşmasına büyük hisse katar zannediyoruz.

Bu günden itibaren önümüzdeki günlere tarihî günler, halkımızın geçmiş yolunda bir adalet ferseng taşı, ömrünün asseb-i seyyaresinin büyük mücadelesi sonucu kazanılan bir tekebbür sahifesi demek mümkündür. Ümidimiz sağlam. Bu büyük ehemmiyeti olan tasdik ve anma toplantısı çoğumuzda gurur ve haysiyet duyguları doğurur ve arttırır, halkım yüce Çatırdağ gibi evladıyla daha etraflıca tanışır. Çünkü yakın yıllara kadar onun adı, icadı, Müslüman Türk’dünyasına tesiri, ittihat ve terakki işlerinin neticesi hakkında ma’lumat ve haber vermek yasaktı. Ne yapalım, muallim İsmail Mirza Gaspıralı’nın çok defa ihtar eder gibi söylediği “Ahkâm-ı zeman, tebdil-i zeman- caiz” sözü bu vaziyeti tamamiyle ifade ediyor. Kısmet olursa bu günlerden itibaren Kırım Tatar halkının meşhur mualliminin ömrü boyunca yaptığı faaliyetlerin çeşitli yönleri mümkün olduğu kadar aydınlatılmaya başlanır ve şüphe yok ki bu alicenap iş, bu toplantıdan sonra gittikçe muntazamlaşır ve daha da genişler.

Bu istek halkımızın kara talihinden, bahtsızlığından meydana geliyor. Bizler cahiliye yoluna inmekle beraber tamamen akılsız ve nadansız, avamî hale düştük dersek yanılmayız. Bu feci vaziyetin başlangıcıdır. İnkılâptan sonra bu büyük insanın ilm ü feraset, içtima-i muallimiye, beynelmilel dostluk aşılaması gibi faaliyetleri, hiç bir ilmî tetkikatin, toplantının, araştırmanın konusu olmadı. İşte onun için, yakın ve ırak diğer dış müslüman memleketlerden İsmail mirza Gaspıralı’ya, onun horlanan amma şan ve haysiyetini hiç bir zaman yere düşürmeyen halkına, doğup büyüdüğü ve ilham aldığı vatanı Kırım’a büyük hürmet gösterip gelen misafirlerin, mütehassısların konuşmalarını haberlerim, yeni vesikalara dayanan malumatlarını sınırsız sabırsızlıkla bekleriz.

Bizim büyük yurtdaşımızın şimdiki torunlarına onun kıymetini, çok millet ve kabilelerde nam kazandığını bildirdiğiniz için, İsmail mirza hakkında iyi fikirler, samimi duygularla rahatınızı bozup Kırım’a gelecek lanet tatilden sonra milletimizin hayatında küçük bir ışık göründüğünde millî tarihin ve medeniyetinin inkişaf ve terakkiyesine iyi niyetle yardımcı olduğunuz için derin temenna ile binlerce defa sağ olunuz.

Halkımızın millî medeniyetinin ve ananelerinin çektiği sıkıntılarla yok olmaya başladığı bir sırada parlak bir geçmişin sahifesini adaletle açarak şanını gene tabii dereceye yükseltmek niyetiyle ve İsmail mirza. Gaspıralı’nın doğum münasebetiyle anma günlerine bağlı toplantıyı hazırlayanlara ve bütün teşkilât işlerini eda edenlere çok çok teşekkür ederiz.

Bu meclis-i müşavere ve yakında yapılacak olan Millet Kurultayı Kırım Tatarları’nın gelecekteki millî medeniyetinin ilerlemesine, vatana tamamiyle avdet etmesine mukaddeme, temel adımlardan biri olsun. Bunları yaparken İsmail Mirza Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” Şiarını bir an, bir saniye, bir dakika unutmamalıyız. Millî harekette hakkıyla meydana gelen teşkilâtlar ve cemiyetler sataşmalardan vazgeçmelidir.

Halkımız bilir bilmez mukaddes iradesine ters hareket edenlere karşı nefret besler, lanet okur. Halkımız böyle zatlar için evvel ezelden “Kanında olmazsa, canında olmaz” der. Bu hali ifade etmek için İsmail Mirza ulu Şeyh Saadi beytini kendi eserlerinde bir kaç defa kullanmıştır.

“Akıbet kaşkır yavrusu kaşkır olur,

Adamlar arasında büyüse bile.”

İsmail Mirza atamızın hakiki torunları sayılabilmemiz için bizler evde olsun, işte olsun, cemaatçilikte olsun, rahat dönemlerde bile her adımımızı, hareketimizi, niyetimizi, usullerimizi halkımızın şan ve itibarını düşürmemesi nokta-i nazarından yapmalıyız.

Geliniz, aziz vatandaşlar, dinimizi, millî örf adetlerimizi, ananelerîmizi, asabaylığımızı, atalarımızdan kalan terbiye tertip ve nizamlarımızı izzet ü hürmet ederek kanımıza canımıza sindirelim, insaniyetli, merhametli, alçak gönüllü olalım, şeytan şerrinden, gönül iflasından, tembellik ve iradesizlikten gelen kara batıl yolunda vicdan kılavuzu bulalım, kart ve kartiylerimize, kartbaba ve bitalarımıza, ana-babalarımıza ihtiyarlarımıza saygı gösterelim, zor günlerde bir birimize yardım edelim, var olunca yokluk zamanlarımızı unutmayalım. Kazanç ve gelir diye çoluk çocuğumuzun cahil ve avamî kalmasına kayıtsız kalmayalım, iyilikten vazgeçmiyelim, ve kemlik yapmayalım, yeni aileler kurarken halkımızı, dinimizi göz önüne alalım, kız kırkınlarımıza, ve civan yiğitlerimize zemanevî çirkin kılıklar ve edepsizliklerin geçmesine izin vermeyelim, asırlar boyu halkımızın yaptığı gibi mal ve mülk zenginliğine bakmadan hakiki ilm ü sabırları saygı gösterelim, gaflete dalmayalım.

Horlanan halkımız için, onun Vatana dönmesi ve geleceği için, millî müderrisimiz İsmail Mirzanın mübarek ruhunun hatırı için, geliniz hepimiz dost ve muhabbet olalım.

Varsın bizim vatanımız Kınm’da ve bütün dünyada insanlar arasında dostluk, talakalık, iyilik, rahimlik esas-kanun olsun. Bu insanî İslâmî ve medenî şartların halklar arasında temel olmasına çalışan bütün cesaretini, ilm ü ferasetini, ömrünü buna bağışlayanlardan biri de bizim gururumuz İsmail Mirza Gaspıralı, Rahmetullah aleyhi.

Bir daha- teklifinizden ve davetinizden gayet memnunuz, çok çok teşekkür ederiz, bütün işlerinizde muvaffakiyetler dileriz.

Selika-i dikkatinize teşekkür ederim.

Bu yazı Makaleler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir