﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmail Bey Gaspıralı - (20 Mart 1851- 24 Eylül 1914)</title>
	<atom:link href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali</link>
	<description>Dilde, fikirde, işte birlik!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Mar 2011 11:36:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Gebze’ye İsmail Bey Gaspıralı parkı !</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=219</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=219#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 11:34:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Gebze’nin Osman Yılmaz Mahallesinde açılacak parkın adı İsmail Bey Gaspıralı olacak. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Gebze Şubesi, Osman Yılmaz Mahallesinde açılacak parkın, doğumunun 160. yılı vesilesiyle İsmail Bey Gaspıralı adını taşıması için imza kampanyası düzenlemişti. Gebze Belediye Başkanı &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=219">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Ismail_Gaspirali" src="http://www.internethavadis.com/wp-content/uploads/2011/02/Ismail_Gaspirali.jpg" alt="" width="194" height="188" />Gebze’nin Osman Yılmaz Mahallesinde açılacak parkın adı İsmail Bey Gaspıralı olacak.</p>
<p>Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Gebze Şubesi, Osman  Yılmaz Mahallesinde açılacak parkın, doğumunun 160. yılı vesilesiyle  İsmail Bey Gaspıralı adını taşıması için imza kampanyası düzenlemişti.  Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker,  “Dilde, fikirde, işte birlik”  şiarıyla tanınan Türk Dünyasının fikri önderi İsmail Bey Gaspıralı’nın   adını Gebze’deki bir parkta yaşatma teklifine olumlu cevap verdi.</p>
<p>QHA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=219</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Video : Doğumunun 160. Yılında İsmail Bey Gaspıralı</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=210</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=210#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 10:04:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[TRT Avaz, Türkistan Gündemi Programı &#160; Doğumunun 160. Yılında İsmail Bey Gaspıralı, (Zafer Karatay – Emel Kırım Vakfı Başkanı – Yönetmen), 01 Ocak 2010. Video&#8217;yu izlemek için tıklayınız. http://www.turkistangundemi.tv/20032011/dogumunun-160-yilinda-ismail-bey-gaspirali.html &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TRT Avaz, Türkistan Gündemi Programı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğumunun 160. Yılında İsmail Bey Gaspıralı, (Zafer Karatay – Emel Kırım Vakfı Başkanı – Yönetmen), 01 Ocak 2010.</p>
<p>Video&#8217;yu izlemek için tıklayınız.</p>
<p><a href="http://www.turkistangundemi.tv/20032011/dogumunun-160-yilinda-ismail-bey-gaspirali.html">http://www.turkistangundemi.tv/20032011/dogumunun-160-yilinda-ismail-bey-gaspirali.html</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=210</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırım’da İsmail Bey Gaspıralı’yı anma etkinlikleri</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=206</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=206#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 08:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[AKMESCİT, 17.03.2011 (QHA) – Kırım’da doğumunun 160. yılında İsmail Bey Gaspıralı’yı anma etkinlikleri için yapılan hazırlıklar son hız devam ediyor. Kırım Başbakan Yardımcısı Aziz Abdullayev, Türk Dünyasının fikri önderlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın 160. doğum yıldönümü dolayısıyla yapılacak etkinliklerden sorumlu çalışma &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=206">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>AKMESCİT,  17.03.2011 (QHA) – Kırım’da doğumunun 160. yılında İsmail Bey  Gaspıralı’yı anma etkinlikleri için yapılan hazırlıklar son hız devam  ediyor.</p>
<p>Kırım Başbakan Yardımcısı Aziz Abdullayev, Türk  Dünyasının fikri önderlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın 160. doğum  yıldönümü dolayısıyla yapılacak etkinliklerden sorumlu çalışma grubuyla  toplantı yaptı.</p>
<p>Kırım Özerk Cumhuriyeti Sürgünden Dönen  Vatandaşlar ve Etnik İlişkiler Komitesinin verdiği bilgiye göre  toplantıda Kırım’da yapılacak etkinlikler planı hakkında bilgi verildi.  Toplantıya Ukrayna Cumhurbaşkanı Kırım Temsilciliği mensupları, Kırım  Kültür Bakanlığı mensupları, Kırım Eğitim Bakanlığı mensupları, Kırım  Spor Bakanlığı mensupları, Kırım Enformasyon Komitesi üyeleri, Akmescit  Vernadskiy Tavriya Milli Üniversitesi mensupları katıldı.</p>
<p>Toplantıda  kutlamalar kapsamında Gaspıralı’nın doğum günü olan 21 Martta  Akmescit’te bulunan Gaspıralı anıtına çiçek bırakılacağı açıklandı.  Programa göre 21 Martta Bahçesaray’da bazı etkinlikler düzenlenecek.  Etkinlik iştirakçileri Zincirli Medrese tarih kompleksini ve İsmail  Gaspıralı’nın mezarını ziyaret edecek. Aynı gün Vernadskiy Tavriya Milli  Üniversitesinde Türkoloji ve Şark Bilimlerinin Aktüel Problemleri  konulu konferansı yapılacak.</p>
<p>Gaspıralı Kırım Tatar Kütüphanesinde  “Gaspıralı’nın Dünyası” edebiyat programı ve “Gaspıralı’nın Mirası”  adlı kitap ve belge sergisi yapılacak. Kırım Tatar Sanat Müzesinde  Gaspıralı ve Kırım adlı multimedya sunumu yapılacak. 23 Martta Kırım  Tatar Akademik Müzikal ve Drama Tiyatrosunda İsmail Gaspıralı anısına  tören akşamı yapılacak.</p>
<p>Aziz Abdullayev, “Siyasetçi ve sivil  toplum aktivisti İsmail Gaspıralı, hayatı boyunca hümanizm, aydınlık ve  kültürlerin uyum içinde birleşmesi fikirlerinin yayılmasını sağladı.  Gaspıralı, dünya medeniyetinin değeridir” dedi.</p>
<p>Osman Bayramaliyev</p>
<p>QHA &#8211; <a title="Qırım Haber Ajansı" href="http://www.qha.com.ua" target="_blank">www.qha.com.ua</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=206</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Bey Gaspıralı Akmescit’te anıldı</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=204</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=204#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 08:15:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[AKMESCİT, 18.03.2011 (QHA) – Türk Dünyasının fikri önderi İsmail Bey Gaspıralı, doğumunun 160.yıldönümü dolayısıyla bugün Akmescit’te bulunan Gaspıralı anıtına çiçek bırakma töreni yapıldı. Töreni Maarifçi Kırım Tatar Öğretmenler Birliği Akmescit Belediye Şurası ile birlikte düzenledi. Törene, Kırım Tatar Milli Meclisi &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=204">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>AKMESCİT,  18.03.2011 (QHA) – Türk Dünyasının fikri önderi İsmail Bey Gaspıralı,  doğumunun 160.yıldönümü dolayısıyla bugün Akmescit’te bulunan Gaspıralı  anıtına çiçek bırakma töreni yapıldı. Töreni Maarifçi Kırım Tatar  Öğretmenler Birliği Akmescit Belediye Şurası ile birlikte düzenledi.<br />
Törene,  Kırım Tatar Milli Meclisi 1.Başkan Yardımcısı Refat Çubarov, Maarifçi  Başkanı, Tahsil dergisi ve Maarif İşleri gazetesi editörü Safure  Kacametova, Kırım Başbakan Yardımcısı ve Kırım Yerel Gelişim Bakanı Aziz  Abdullayev, Kırım Özerk Cumhuriyeti Sürgünden Dönen Vatandaşlar ve  Etnik İlişkiler Komitesi Başkanı Edem Dudakov, Ukrayna Enformasyon ve  Kültür Merkezi üyeleri katıldı.<br />
Programa göre 21 Martta da  Bahçesaray’da bazı etkinlikler düzenlenecek. Etkinlik iştirakçileri  Zincirli Medrese tarih kompleksini ve İsmail Gaspıralı’nın mezarını  ziyaret edecek. Aynı gün Vernadskiy Tavriya Milli Üniversitesinde  Türkoloji ve Şark Bilimlerinin Aktüel Problemleri konulu konferansı  yapılacak.<br />
Gaspıralı’yı anma programı kapsamında  bugün Gaspıralı  Kırım Tatar Kütüphanesinde “Gaspıralı’nın Dünyası” edebiyat programı ve  “Gaspıralı’nın Mirası” adlı kitap ve belge sergisi yapılacak. Kırım  Tatar Sanat Müzesinde Gaspıralı ve Kırım adlı multimedya sunumu  yapılacak. 21 Martta Bahçesaray’da bazı etkinlikler düzenlenecek.  Etkinlik iştirakçileri Zincirli Medrese tarih kompleksini ve İsmail  Gaspıralı’nın mezarını ziyaret edecek. Aynı gün Vernadskiy Tavriya Milli  Üniversitesinde Türkoloji ve Şark Bilimlerinin Aktüel Problemleri  konulu konferansı yapılacak. 23 Martta Kırım Tatar Akademik Müzikal ve  Drama Tiyatrosunda İsmail Gaspıralı anısına tören akşamı yapılacak.</p>
<p>QHA &#8211; <a title="Qırım Haber Ajansı" href="http://www.qha.com.ua" target="_blank">www.qha.com.ua</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=204</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırgızistan &#8211; Manas Üniversitesinde Gaspıralı’yı anma etkinlikleri yapılacak</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=201</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=201#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 08:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[BİŞKEK, 16.03.2011 (QHA) – Kırgızistan – Türkiye Manas Üniversitesinde doğumunun 160. yılında İsmail Bey Gaspıralı’yı anma etkinliği düzenlenecek. Manas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Yabancı Diller Yüksek Okulunun, “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının sahibi İsmail Bey Gaspıralı anısına düzenleyeceği faaliyetler &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=201">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>BİŞKEK,  16.03.2011 (QHA) – Kırgızistan – Türkiye Manas Üniversitesinde  doğumunun 160. yılında İsmail Bey Gaspıralı’yı anma etkinliği  düzenlenecek.</p>
<p>Manas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve  Yabancı Diller Yüksek Okulunun, “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının  sahibi İsmail Bey Gaspıralı anısına düzenleyeceği faaliyetler merkez  bina, Ata-Manas Salonunda yapılacak. 30 Mart Çarşamba günü  gerçekleştirilmesi planlanan anma faaliyetleri kapsamında panel, sergi  ve müzik dinletisi yapılacak.</p>
<p>Faaliyetler Güzel Sanatlar  Fakültesi öğrencilerinin düzenlediği serginin açılışı ile başlayacak.   Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Zekeriya  Başarslan’ın oturum başkanlığında gerçekleştirilecek olan Gaspıralı  panelinde Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, Yard. Doç. Dr. İsmail Türkoğlu,  Öğr. Gör. Muhittin Gümüş ve Okt. Burhanettin Çakıcı konuşmacı olarak  katılacak. Panelin ardından Zekeriya Başarslan’ın icrasında müzik  dinletisi yapılacak.</p>
<p>QHA &#8211; <a title="Qırım Haber Ajansı" href="http://www.qha.com.ua" target="_blank">www.qha.com.ua</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=201</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Gaspıralı Bahçesaray’da anılacak</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=198</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=198#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 08:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[BAHÇESARAY, 21.03.2011 (QHA) –Türk Dünyasının fikri önderi İsmail Bey Gaspıralı, doğumunun 160.yıldönümü dolayısıyla düzenlenecek etkinliklerle Bahçesaray’da anılacak. Gaspıralı’yı anma programı kapsamında Gaspıralı’nın anıtına çiçek bırakılması, Akmescit Tavriya Milli Üniversitesinin konferansı katılımcıları, aydınların Gaspıralı’nın hayatı ve faaliyetiyle ilgili tarihi yerlerin ziyaret &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=198">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>BAHÇESARAY,  21.03.2011 (QHA) –Türk Dünyasının fikri önderi İsmail Bey Gaspıralı,  doğumunun 160.yıldönümü dolayısıyla düzenlenecek etkinliklerle  Bahçesaray’da anılacak.<br />
Gaspıralı’yı anma programı kapsamında  Gaspıralı’nın anıtına çiçek bırakılması, Akmescit Tavriya Milli  Üniversitesinin konferansı katılımcıları, aydınların Gaspıralı’nın  hayatı ve faaliyetiyle ilgili tarihi yerlerin ziyaret edilmesi  planlanıyor. 23 Martta Kırım Tatar Sanat Müzesinde Gaspıralı ve Kırım  adlı multimedya sunumu yapılacak. 24 Martta Kırım Tatar Akademik Müzikal  ve Drama Tiyatrosunda İsmail Gaspıralı anısına tören akşamı yapılacak.</p>
<p>QHA &#8211; <a title="Qırım Haber Ajansı" href="http://www.qha.com.ua " target="_blank">www.qha.com.ua </a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=198</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADALET VE MAARİF HIZMETİNDE</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=135</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=135#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 14:52:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[(Qırım Sedası İnternet Gazetesinden alınmıştır) V.Y.Gankeviçniñ �Adalet ve maarif hızmetinde: İsmail Bey Gasprinskiyniñ qısqa biografyası (1851-1914)� kitabı aqqında bazı bir qaydlar. Ulu millet � ulu insanlarnı doğura. Bir de-bir milletke qıymet kesilgende başta bir onıñ cihan medeniyetine bergen ulu insanlarını, &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=135">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr /><strong><span style="font-size: x-small;">(Qırım Sedası İnternet       Gazetesinden alınmıştır)</span></strong><br />
<img class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="../../images/gank.jpg" border="0" alt="" width="100" height="186" />V.Y.Gankeviçniñ �Adalet ve maarif             hızmetinde: İsmail Bey Gasprinskiyniñ qısqa biografyası             (1851-1914)� kitabı aqqında bazı bir qaydlar.</p>
<p><em>Ulu millet � ulu insanlarnı doğura.             Bir de-bir milletke qıymet kesilgende başta bir onıñ cihan             medeniyetine bergen ulu insanlarını, şu insanlarnıñ Beşeriyet             ögünde yapqan hızmetlerine baqıp kesile. İsmail bey Gasprınskiy�             Ulu İsmail bey� Milletimizniñ şanı, şureti, namusı�             Milletimizniñ Atası. Dunyağa tanılğan ve öz tuvğan halqını             dünyağa tanıtqan ve ebediylikke sevq ettirgen İsmail bey�</em></p>
<p>21 mart 2001 tarihinde qırımtatar halqı,       butün Qırım, Ukraina ve halqara cemaatçılıq yazıcı, naşir, maarifçi       ve mutefekkir İsmail bey Gasprinkiyniñ 150 yıllığını qayd etecek.       Ulu atamıznıñ adını taşığan qırımtatar cumhuriyet kitaphanesi işbu       yübiley arfesinde �İsmail Gasprinskiynen XXI asırğa� dep adlandırılğan       keniş kolemli tedbirni ilân etti. Qırımnıñ bir çoq umumtasil       mekteplerinde, aliy oquv yurtlarında İ. Gasprinskiyge bağışlanğan çeşit       türlü tedbirler otkerile, milliy matbuatımıznıñ saifelerinde İ.       Gasprinskiyniñ hayatı ve faaliyeti haqqında muntazam surette maqaleler       basılıp turmaqta. �Adalet ve maarif hızmetinde: İsmail Bey       Gasprinskiyniñ qısqa biografyası (1851-1914)�� kitabı da bu vaqia       munasebetinen neşir etilgendir. Onıñ muellifi � 1990 senesinden berli       İ. Gasprınskiyniñ hayatı ve faalietinen oğraşıp kelgen tarih       ilimleri doktorı Viktor Gankeviç. V. Gankeviç bu mevzu boyunca 50-den       ziyade ilmiy maqalelerni derc ettirdi, butünqırım, butünukraina ve       halqara konferensiyalar ve seminarlarda onlarnen kere maruzanen çıqışta       bulundı. Boyleliknen, o, ulu İ. Gasprınskiyniñ yorulmaq bilmegen teşviqatçısına       çevirildi. Muellif Qırım, Moskva, Sankt-Peterburgdaki arhivlerde,       muzeylerde ve kitaphanelerde çalışıp, İ. Gasprınskiy haqqında çoqtan-çoq       menbalarnı közden keçirdi, olarnı topladı, ogrendi ve sismelaştırdı,       neticede oquyıcılarğa mına şoyle acayip bir monografiyanı bağışladı.       V. İ. Bernadskiy adına Tavriya milliy universiteti, Qırım devlet sanayı-pedagogika       institutı ve İ. Gasprınskiy adına qırımtatar cumhuriyet       kitaphanesiniñ sımarışına binaen �Dolâ� neşriyatı tarafından       neşir etilgen mezkür kitap tek Qırım, Ukrainada degil, butün cihanda       gasprinskiynşınaslıqta muim bir vaqia oldı. Kitap uç babdan ibaret.       Soñunda qullanılğan menbalar ve edebiyatlar cedveli ve qısqartmalar       cedveli berilgen. Birinci bab İ. Gasprınskiyniñ dünyabaqışları ve       cemaatçılıq faalietine bağışlanğan olıp, onda İ. Gasprınskiyniñ       dünyabaqişlarınıñ prinsipleri, onıñ Bağçasaray şeher öz-özüne       idare etüv organlarındaki ve Tavriya ilmiy-arhiv komissiyasınıñ       aqiqiy azası olaraq yapqan işleri haqqında tafsilâtlı malümatlar       berile. Kitapnıñ ekinci babında İ. Gasprınskiyniñ milliy deviriy       matbuatnı meydanğa ketirüv boyunca faalieti talil etile. �Terciman�       gazetacınıñ peyda oluv, tiklenüv ve inkişaf etüv meseleleri haqqında       hikâye etile. Bundan da ğayrı, �Terciman� gazetasından ğayrı, İ.       Gasprınskiy tarafından neşir etilgen neşirlerniñ tarihi ve faaliyeti       talil çelterinden keçirile. Kitapnıñ uçünci babı İ. Gasprınskiyniñ       pedagogik faaliyetini bağışlanğandır. Bu babda V. Gankeviç İ. Gasprınskiy       tarafından işlep çıqılğan usul-i cedid, yani oqutuvgıñ yañı usulı       aqqında arhiv materiallarına esaslanaraq, meraqlı faktlar aqqında       fikir yürsete. Monografiyanıñ qullanılğan menbalar ve edebiyatlar qısımında V. Gankeviç monografiya uzerinde çalışqanda nasıl arhiv materiallarından faydalanılğanını kostergen cedvelni İ. Gasprınskiynen bağlı derc olunğan vesiqalarnı, İ. Gasprınskiy tarafından neşir etilgen neşirler cedvelini, �Terciman� gazetasınıñ tipo-litografiyasında neşir etilgen kitap ve risalerniñ cedveli, İ. Gasprınskiyniñ ayatı ve faaliyetinen bağlı edebiyatlar cedvelini bere. V. Gankeviç öz monografiyasında İ. Gasprınskiyniñ ayatı ve faaliyetine dair bir çoq  belli olmağan saifelerni tapıp çıqarıp, talil ete ve ilmiy dyonümge       kirsete. Bu ise gasprinskiyşınaslıqnı daa bir adım ogge süre.</p>
<div><small><br />
<em>Qandım (�Yañı dünya�)</em></small></div>
<hr size="1" noshade="noshade" />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=135</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Gaspıralı Dönemi ve Ruslarla Uzlaşma</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=97</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=97#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 11:14:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[* Prof.Dr. Nadir DEVLET Gaspıralı&#8217;nın gerçekleştirdiği faaliyetleri daha iyi kavrayabilmemiz için döneminin siyasî, ekonomik, kültürel şartlarını hatırlamamız ve bu tarihî şartlara göre yorumlarımızı yapmamız gerekmektedir. Aksi takdirde geçmişteki olayları bugünün kavram, düşünce ve şartlarına göre yorumlarsak, farkına varmadan bir hayli &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=97">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><a href="../../yazilar/ndevlet3.htm#dipnot">*</a></p>
<hr />
<p class="yazar">Prof.Dr. Nadir DEVLET</p>
<p>Gaspıralı&#8217;nın gerçekleştirdiği faaliyetleri daha iyi kavrayabilmemiz için döneminin siyasî, ekonomik, kültürel şartlarını hatırlamamız ve bu tarihî şartlara göre yorumlarımızı yapmamız gerekmektedir. Aksi takdirde geçmişteki olayları bugünün kavram, düşünce ve şartlarına göre yorumlarsak, farkına varmadan bir hayli hatalara da düşmemiz mümkündür.</p>
<p>1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun himayesinden çıkarılmış ve yaşaması Rusya&#8217;nın insafına bırakılmış oldu. Çok da geçmedi, 1783&#8242;de Kırım Hanlığı Rusya tarafından işgal edildi. 1784&#8242;te ise bu yeni işgal edilen bölge Novorossıysk eyaletine bağlandı. Besarabya, Herson, Yekaterinaslov, Stavropol ve Don vilayetlerim içine alan bu eyalet Kırım Hanlığı&#8217;nın aşağı-yukarı tarihî sınırlarını içine almakta idi.</p>
<p>Kırım&#8217;ı topraklarına katan II. Katerina (1762-1796) iki asır önce Tatar ve Başkurtların ülkesini (Kazan hanlığı 1473-1552) ele geçiren IV. İvan&#8217;dan (Korkunç) (1553-1584) daha dikkatli ve daha liberal bir politika güdüyordu. IV. İvan&#8217;ın Kazan&#8217;da yaptığı hatalardan sakınmayı ümit ederek, Katerina Kırımlıları siyasî yönden tamamen asimile etme (eritme) fikrini desteklememiş, ve aynı zamanda Ortodoks Kilisesinin de burada herhangi bir misyonerlik hareketi yapmasına müsaade etmemişti.</p>
<p>1831&#8242;de       müftülüğe Kırım ve Batı Rusya Müslümanlarını temsil hakkı       verilmişse de, salahiyetleri hayli kısıtlı idi. Müftü içişleri       Bakanlığının tavsiyesiyle Çar tarafından seçiliyordu. Vakıfların       gelirleri çok azaldığı için maaşları mahalle halkı tarafından sağlanıyordu.       Hristiyan ruhanîlere tanınan özel haklardan müslüman din adamları       mahrum edilmişti. Hatta aralarından çoğu din adamı olarak tanınmıyordu.       Mesela, 1910&#8242;da 1500 din adamının ancak 300-400&#8242;ü resmî olarak din       adamı statüsüne sahipti. Kısacası din adamları II. Katerina dönemindeki       özel statülerini kaybetmişler, bütün Kırım halkı gibi büyük sıkıntı       içine düşmüşlerdi.</p>
<p>II.       Katerina, Kırım Tatar asillerine de, kısa ömürlü olmakla birlikte,       aynı mülayim politikayı uyguladı. Böylece başta yerli asillere de,       Rus asillerine verilen hak ve imtiyazlar tanındı. XIX. yüzyılın basında       halkın ancak % 5&#8242;ini teşkil etmesine rağmen bu sınıfın elinde işlenmiş       toprakların % 60&#8242;ı bulunuyordu.</p>
<p>1789&#8242;dan       sonra ise Kırım Tatar cemiyeti ve kültürü diğer bir tehditle karşı       karşıya kaldı. Bu da Rusya&#8217;nın değişik bölgelerinden Kırımca       Rusların dışında çok sayıda ırk ve menşe bakımından değişik       olan Yunanlıların, Ermenilerin, Moldovyalıların, Ukraynalı Kozakların,       Almanların, Polonya Yahudilerinin ve Bulgarların gelip yerleşmesi idi.</p>
<p>Kırım&#8217;ın       Türk halkının kültürünü tehdit eden başka bir husus ise I.       Aleksandr&#8217;ın (1801-1825) tutumu idi. Klasik Yunan eserlerinin büyük       hayranı olan Çar, Kırım&#8217;ı bir Yunan bölgesine çevirmeyi planlamıştı.       Onun emri ile yöneticiler Kırım Hanlığı&#8217;na ait her türlü izi       ortadan kaldırmaya giriştiler. 1802&#8242;de ülkenin tarihî adı olan Kırım       &#8220;Tavrida&#8221; adı ile değiştirildi. Eski Türk adları Yunan       adları ile değiştirildi. Mesela, Akmescit Simferopol, Eski Kırım       Levkopol, Gözleve Evpatoriya, Kefe Fedosiya gibi isimler aldılar.</p>
<p>Yeni       Rus politikası ve uygulamasından en fazla sıkıntı çeken zümre ise       şüphesiz Türk çiftçi köylüleri idi. Onlar Ruslara karşı silahlı       mücadeleye giremeyecekleri için en mantıklı ve mümkün olan yolu, göç       etmeyi seçtiler. 1.200.000 Türk&#8217;ün Kırım&#8217;dan göç ettiği anlaşılmaktadır.       1870&#8242;te yalnız Or kazasında 320 köyden 287&#8242;si boşalmıştı. Kırım Türklerinin       terk ettikleri köylerin toplam sayısı ise 700 civarında idi. 1875&#8242;te       Tavrida eyaletinde 109 bin Kırım Tatarı için 23 medrese ve 131 mektep       kalmıştı. 1805&#8242;te Kırım&#8217;da 1.558 cami mevcutken 1914&#8242;te cemaatlerinin       kalmaması sebebiyle bunların sayısı 700&#8242;e inmişti.</p>
<p>1897       yılı nüfus sayımında Tavrida eyaletinde toplam nüfusun 525 bin olduğu       tespit edilmiş ve bunun ancak 188 bininin veya <em>%</em> 36&#8242;sının Kırım Türkü olduğu anlaşılmıştı. Ekserisi köylerde       yaşayan ve fakir bir azınlığı teşkil eden Kırım Tatarları onlara       nazaran daha dinamik olan Ruslar tarafından asimile edilme tehlikesi ile       karşı karşıya kalmışlardı.</p>
<p>1878&#8242;de       Doğu Anadolu ve Erzurum, Rus orduları tarafından işgal edilip, Osmanlı       İmparatorluğu&#8217;ndan herhangi bir yardım görme ihtimali azalınca       bilhassa Rusya&#8217;daki Kazanlı ve Kırımlı aydınlar teknik, askerî,       siyasî ve kültürel yönden üstün olan Ruslardan gelen tehlikenin daha       da arttığını idrak ettiler. Neticede Türkler arasında ne şekilde       olursa olsun bir ittifak, birlik kurulmadığı takdirde tam bir köleliğe       ve asimilasyona mahkum edileceklerini anladılar.</p>
<p>&#8220;Cedidcilik&#8221;       (Usul-ü Cedid) adı verilen reform hareketi işte bu idrakin neticesi       idi. XIX. yüzyılın ikinci yansının başlarında dil, eğitim-öğretim       ve dinî meselelerde ıslah hareketi İdil boyu Tatar aydınlarından Şihabeddin       Mercanî (1815-1889), Abdulkayyum Nasirî (1824-1907) ve Hüseyin Feyizhanî       (1826-1866) ve başkaları tarafından başlatıldı.</p>
<p>Bu       hareket genelde Rusya&#8217;da Türk dünyasında meydana gelen iktisadî değişikliklerin       neticesinde ve bunların tesiri ile canlanan bir uyanış, yenilik,       &#8220;cedidcilik&#8221; hareketi idi. Bu hareket XIX. yüzyılın son çeyreği       içinde iyice gelişmiş (büyümüş), genişlemiş idi. &#8220;Usul-ü       Cedid&#8221; hareketi Türk dünyasının değişik köşelerine dağılma,       dağıtılma yollarını arıyordu. Gaspıralı da bu harekete basın ve eğitimle       katılmayı arzuluyordu.</p>
<p>Gaspıralı&#8217;nın       gazete çıkarma fikri Rusya Türkleri arasında orijinal bir fikir değildi.       Çünkü bundan önce de bu konuda teşebbüsler olmuş, hatta gazete bile       çıkmıştı. Bilinen ilk teşebbüs yarısı Türkçe, yansı Rusça       olmak üzere <em>Kazanskie İzvestiya</em> (Kazan Haberleri) adlı bir gazete çıkarmak için       yapılmıştı. Fakat resmî makamlar buna izin vermemişlerdi. Bundan       sonraki <em>Bahrill-Ahbar, Yıldız</em> ve <em>Tanğ Yıldızı</em> adlı       gazeteleri çıkarma teşebbüsleri de akamete uğratılmıştı. Ancak       1870&#8242;te Türkistan Genel Valisi Kaufmann&#8217;ın emir ve yardımları ile Taşkent&#8217;te       <em>Türkistan Vilayetinin Gazeti</em> adlı yayın organı neşredilmeye başlanmıştı.       Fakat bu gazeteye Türk gazetesi demek mümkün değildir, ilk Türk       gazetesi ise, Azerbaycanlı Hasan Zerdabî&#8217;nin (1837-1907) kısa ömürlü       <em>Ekinci</em> (1875-1877) gazetesi idi.</p>
<p><em>Ekinci&#8217;</em>nin       kapanmasından sonra ise 1879&#8242;da Gaspıralı gazete çıkarmak için ilk müracaatını       sundu, fakat reddedildi. O, yılmadı ve üç yıl boyunca değişik vali       ve bankalara giderek bu ricasını tekrarladı. Ancak dördüncü yılda       Petersburg&#8217;dan gerekli izni alabildi.</p>
<p>Gaspıralı,       gazete çıkarmak teşebbüsünün yanında diğer yayın faaliyetlerini sürdürmeyi       de ihmal etmedi. Gazete yerine geçebilecek sekizinin adı tespit edilen <em>(Tonguç,       Şafak, Kamer, Ay, Yıldız. Güneş, Hakikat</em> ve <em>Laîail.)</em> 12 adet, her biri bir iki sayfadan ibaret, broşürler yayımladı. Bu broşürler       genel konularla birlikte dil meselesini de inceliyorlardı.</p>
<p>Gaspıralı       1881-1882 yıllarında yukarıdaki broşürlerin dışında üç eser daha       kaleme aldı. Bunların ilk ikisi Türkçe <em>Mir&#8217;ad-ı       Cedîd</em> ve <em>Salname-i Türkî,</em> biri de Rusça <em>Russkoe musulmanstvo</em> idi. İlk ikisi İsmail Bey&#8217;in karakteristik üslubuna uygun olup,       didaktik okuyucuya, bilhassa yarı cahil Türke basit şeyler hakkında       bilgi vermeye yönelikti.</p>
<p><em>Mirad-ı       Cedîd</em> (Yenilik Aynası) adlı bu 14 sayfalık broşür hayvanlar alemi, Rusya Müslümanları       için Mekke (hac) yolu, çay yetiştirme, İstanbul&#8217;un kısa bir tarihçesi       gibi konuları ihtiva ediyordu. O, bu broşürüne, İslam yasalarının       yorumuna göre yasak olmasına rağmen konuların bazılarını izah için       resimler de koymuştu. Gaspıralı 1901&#8242;de yayımladığı <em>Beden-i       insan</em> adlı broşüründe de, insan anatomisini gösteren resimler       basmış ve ilim öğrenmek için Müslümanlar da her türlü resmî       kullanmalılardır diye fikir yürütmüştü.</p>
<p><em>Russkoe       musulmanstvo-Mısli, zametki i nabiyudeniya</em> (Rusya Müslümanlığı-Düşünceleri, Yazılan ve Gözlemleri) adlı       eseri ülkenin yönetimini ellerinde tutan Ruslara hitap eden bir eserdi.       Eser onun adının tanınmasına da yol açtı. 1881 yılında <em>Tavrida</em> adlı Rus gazetesinde beş sayıda tefrika edilen bu eser daha sonra kitap       şeklinde basıldı. Gaspıralı bu eserinde Rusya&#8217;daki İslam cemiyetinin       durumunu incelemiş ve modernleşme konusunu ele almıştı. Bu eserde değişik       konulara da el atmış olan Gaspıralı, Müslüman okulların eğitim       sistemini modernleştirme, Tatarca&#8217;nın okullarda ders olarak okutulması,       Müslüman yayın ve basınına konulan kısıtlamaların gevşetilmesi       gibi konular yanında Ruslarla Müslümanlar arasında yakınlaşmanın       gerektiği hususunu vurgulamıştı. Ancak bu yakınlaşmanın birbirine hürmet,       belli başlı hak ve hukukların tanınması esasına göre, yani eşit şartlarda       olması gerektiğine de işaret etmişti. Gaspıralı, &#8220;Rusya Müslümanları,       Rus vatanının menfaatlerini bilmiyorlar ve onların hissettiklerini       hissetmiyorlar&#8221; diyerek Türklerin menfaatlerinin ayrı olduğunu da       ifade etmişti.</p>
<p>Aynı       şekilde asimilasyon (eritme) ve Ruslaştırma politikasına da karşı       olduğunu açık ve seçik olarak ifade etmişti. Kısacası Gaspıralı,       Ruslarla eşit şartlarla ortaklık ve iş birliği yapabileceğine işaret       ediyordu. O, bununla geri kalmış olan Türkleri Rusya kanalı ile Batıdan       (Avrupa) alınacak ilim ile kalkındırmayı planlıyordu. Bunun için ise       Ruslarla iş birliği yapmak gerekiyordu.</p>
<p>Ancak       o bunu yaparken belki de soydaşlarını kızdıracak bazı ifadeleri de       kullanıyordu. Şu satırlar oldukça ilginçtir: <em>&#8220;Rya^an,       Kazan, Astrahan, Sibir, Kırım hanlıkları ve son dönemlerde Orta       Asya&#8217;daki birtakım hanlıklar tarihî bir zaruret olarak Rus hakimiyeti       altına girmişlerdir, Görüşümüze göre de Rusya henüz tabii sınırlarına       ulaşmamıştır. Biz eninde sonunda Rus sınırının bütün Türk-Tatar       kavimlerini içine alacağını düşünüyoruz&#8221;</em> Gaspıralı       devamla, yani Rus hakimiyeti altında toplanacak Türk-Tatarların ilişkilerini       de değişik sorularla yönlendirme gayreti içindedir. Bu konuda şu       ilginç soruları tevcih etmektedir:</p>
<p><em>&#8220;Bu       durumda, Tatarlarla Ruslar arasındaki ilişkiler nasıl olmalıdır?       Tatarların, Rusya Müslümanlarının, Ruslarla ve Rusların onlarla münasebeti       nasıl olacaktır? Rus hakimiyeti yabancı Müslümanlara akıllıca-makulce       davranacak mıdır? Rusya onlar için ne yapmalıdır, nasıl yapmalıdır       ve onlardan ne talep etmelidir? Ruslarla gayri Ruslar yan yana bir bölgede,       eşit kanunlarla, tesadüfen yan yana gelmiş peykler, komşular gibi mi       yaşamalı, veya onların arasında büyük bir ailenin çocukları arasındaki       akrabalık bağlarına benler daha yakın ilişkiler mi olmalıdır?&#8221;</em></p>
<p>Gaspıralı&#8217;nın       Rus hakimiyeti ile uzlaşma gayretleri onun Tercüman/Perevotçik       gazetesinin ilk sayısında yazdığı fikirlerden de bariz olarak gözükmektedir.</p>
<p><em>&#8220;Tam       yüz yıl önce 8 Nisan 1783&#8242;te düzensizlik ve kanlı olaylar dolayısıyla       tamamen mahvolan küçük hanlık (Kırım Hanlığı) dünyadaki en büyük       imparatorluğunun bir parçası oldu ve bu gücün hakimiyeti ve adil       kanunlarının himayesi altında barışa kavuştu.., Diğer halklarla bugünü       kutlayan Kırımlı Müslümanlar yüz yıldan beri yararlandıkları bu       iyi davranışları inkar edemezler.&#8221;</em></p>
<p>Gaspıralı       Tercümanın neşre başlamasından üç yıl sonra da bu uzlaşma       konusunu vurgulamaya devam etmiştir. Mart 1896&#8242;da Bahçesaray&#8217;da yayımlanan       Russko-Vostoçnoe Soglaşenie-Mısli, zametki i pojeleniya İsmail       Gasprinskogo (Rus-Şark Uzlaşması- İsmail Gaspıralı&#8217;nın Düşünceleri,       Yazıları ve Arzuları) adlı kitapçığından bazı parçalar bulacaksınız:</p>
<p><em>&#8220;Rusya       Müslümanları adlı kitapçığımda Rusya Müslümanlarının aydınlanması       ve onların Ruslarla sıcak ilişkilere girmelerinin mümkün olduğunu       vurgulamıştım. &#8230; Kuzey yarı küresinin haritasını incelediğimizde       Müslüman ülkelerle Rusya&#8217;nın sınırdaş olduğunu ve Karadeniz, Hazar       gibi ortak denizleri paylaştıklarını görürüz. Rusya&#8217;nın doğu sınırlarında       500-600 milyonluk Moğol dilli halklar (yazar bununla Çin, Japon vb.       kasdetmiş olsa gerek) yaşamaktadır. Rusya&#8217;nın batısında ise 250       milyon Avrupalı bulunmaktadır. Bu iki dünya, yani Avrupa ile Moğol dünyası       arasında ise Rusya Müslümanlarının dünyası bulunmaktadır.       Hristiyan ve Müslüman tanrıları barışı ve iş birliğini       engellememektedirler. Kur&#8217;an-ı Kerim Türkiye&#8217;nin Fransız ve Almanlarla       birlik kurmalarına engel olmamıştır. Aynı şekilde İncil de Nikolay       Pavloviç&#8217;i Türkiye ile dostane ilişkilerden alıkoymamıştır. Dolayısıyla       Müslümanlarla Hristiyanlar arasında da çok iyi ilişkiler yerleştirilebilir.       Müslüman halklar için Rus kültürü batıdakinden daha yakındır. Rus       halkının ekonomik ve endüstriyel hedefleri batıdakinden daha az       tehlikelidir. Müslümanlarla Ruslar birlikte veya yan yana üretebilir,       ticaret yapabilirler. Avrupalılarla iş birliği yapan Müslümanlar       eskiden olduğu gibi şimdi de fakir kalmışlardır. Fakat Rusya&#8217;daki Müslümanlar,       hatta göçebe Kırgızlar da dahil, fakir değil tersine varlıklı olmuşlardır.       Kültürel yönden baktığımızda doğunun insanı Rusya&#8217;da olduğu gibi       hiçbir yerde rahat yaşamamaktadır. Marsilya&#8217;da, Paris&#8217;te, hatta Fransız       kolonisi Cezayir&#8217;de, Londra&#8217;da veya den Haag&#8217;da hiçbir Müslüman Moskova       veya Petersburg&#8217;taki konumuna sahip değildir. Burada onların kendi       sokakları, camileri vb. kuruluşları vardır. Bunların ekserisi Tatardır.       Ancak onların dışında da Rusya&#8217;nın dış ülkelere komşu olan       oblastlarında değil, hatta iç Rusya&#8217;nın hemen her büyük şehrinde İranlı       tüccarlar veya Türk tüccarlara rastlarız.&#8221;</em></p>
<p>Kısacası       Gaspıralı&#8217;nın bu uzlaşma arzusu gerçekçi kriterle bakıldığı       zaman bugün dahi geçerliliğini korumaktadır. Aksi takdirde bir Çeçen       olayının her an tekrar tekrar yaşanması mukadderdir.</p>
<p>Gaspıralı&#8217;nın       bu görüşleri Rusya&#8217;nın içinde yeniden aktüel bir görünüm       kazanmaktadır.</p>
<p>1991       Martında Akmescit şehrinde Kırım Tatarları tarafından       &#8220;Uluslararası İ. Gaspıralı Konferansı&#8221; düzenlenmiştir.       Edem Acieviç Ablaev&#8217;in 1991&#8242;de Taşkent&#8217;te Fen yayınevi tarafından çıkarılan       <em>İ.</em> <em>Gaspirinski-Gumanist,       prosvetitel, pedagog</em> adlı eseri bir Kırım Tatarının sürgünden       sonra yaptığı ilk bilimsel çalışma olarak dikkati çekmektedir.       Nizami Pedagoji Enstitüsü yayınları arasında çıkan bu 159 sayfalık       eser maalesef ancak 300 nüsha basıldığı için pek dar bir çerçeve       tarafından bilindi.</p>
<p>Kırım       Tatarlarının kendilerinin dışında da bu konuya Kazan&#8217;da ve Tatar aydınları       arasında da ilgi oldukça fazladır. En son olarak 1993 yılında Çiym       Vakfı tarafından &#8220;Fikir&#8221; serisinden olmak üzere <em>Rusya ve Doğu</em> adlı bir eser yayımlanmıştır. İsmail Bey       Gasprinski&#8217;nin adıyla neşr edilen bu eserde, Gaspıralı&#8217;nın yukarıda       belirtilen <em>Rusya Müslümanları,       Ruslarla Uzlaşma</em> adlı eserleri, Bennigsen&#8217;in 1985&#8242;te yayımladığı       &#8220;İsmail Bey Gasprinski-Russian Islam&#8221; tıpkı basımına yazdığı       ön söz ve 1990&#8242;larda Gaspıralı&#8217;nın aklanmasına neden olan L. Klimoviç&#8217;in       &#8220;Maarif hizmetinde Turkiy tilde çıkkan ilk gazete <em>Tercüman</em> ve onunğ naşiri Gasprinski hakkında&#8221; adlı seri makalesi ve       Professor Mirkasıym Usmanov&#8217;un 12 sahifelik &#8220;O triumfe i tragedii       idey Gasprinskogo&#8221; (İsmail Gasprinski&#8217;nin fikrinin zaferi ve       trajedisi) adlı makalesi yerleştirilmiştir. Bu eser Kazan&#8217;da 10 bin nüshada       basılmış olduğu için çok geniş bir kesime ulaştı.</p>
<p>Böylece       Gaspıralı&#8217;nın bilhassa Ruslarla uzlaşma fikirleri tekrar aktüel bir       konuya dönüşmeye başladı. Zaten Rusya Federasyonu&#8217;nda yaşayan değişik       Türkî ve diğer azınlıklar için güçlü Moskova ile uzlaşmak en akılcı       yol olacaktır. Çünkü onların Rus baskısına top-tüfekle karşı       koyacak güçleri yoktur. Herhangi bir silahlı ayaklanmaya teşebbüs ise       bir katliamla sonuçlanır. Dolayısıyla Rus yöneticilerinin aklı       selimle hareket etmeleri için onları bir şekilde uzlaşmaya yönlendirmek       gerekmektedir. Uzlaşmanın her iki taraf İçin de yarar sağlayacağı       şüphesizdir.</p>
<hr /><a name="dipnot"></a>Bu tebliğ 21 Aralık       1994&#8242;te M. Ü. Türkiyat A.E. tarafından düzenlenen İ. Gaspıralı&#8217;yı       anma toplantısında sunulmuştur. <em>Türk       Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi</em>, sayı: 2 (Güz 1996), s. 403-408&#8242;de       yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=97</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Gaspıralı Bey&#8217;in Edebî Tenkitleri : Tenkit</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=169</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=169#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 21:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eserleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[İsmail Gaspıralı * [12-] OSMANLI GAZETELERİNDEN [ İlâve-i Tercüman, 28 R. Evvel 1314 / 25 Ağustos 1896, No: 33] Neşrinden evvel suret-i ilânı hususunda muaheze yollu bazı mülâhazalar dercettiğimiz ve şimdi &#8220;Sabah&#8221; gazetesinde tefrika edilmekte olan &#8220;Güller Dikenler&#8221; nam roman &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=169">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr /><strong>İsmail Gaspıralı       <a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#dipnot">*</a></strong></p>
<p><strong>[12-] OSMANLI GAZETELERİNDEN </strong><strong> </strong></p>
<p>[       İlâve-i Tercüman, 28 R. Evvel 1314 / 25 Ağustos 1896, No: 33]</p>
<p>Neşrinden evvel suret-i ilânı hususunda muaheze yollu bazı mülâhazalar       dercettiğimiz ve şimdi <em>&#8220;Sabah&#8221;</em> gazetesinde tefrika edilmekte olan &#8220;<em>Güller       Dikenler</em>&#8221; nam roman tamam olmadığı hâlde hakkında bir fikir       peyda etmek güç olduğu sırada şimdilik romanın lisanı sade ve       tasavvuratı mükemmel ve tabiî olduğunu söyleyebiliriz. Elimize yetişmiş       üç beş parçasına göre güzel hikâyelerden addedileceğini tahmin       ederek muharririni tebrik ederiz.</p>
<p>[imzasız]</p>
<p><strong>[13-] MUAHEZE </strong></p>
<p>(       İlâve-i Tercüman, 9 Zi&#8217;l-ka&#8217;de 1314 / 30 Mart 1897, No: 13) <strong> </strong></p>
<p>Edebiyyat�ı şarkiyyenin şiir, hikâye, durub�ı emsal,<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn1">[i]</a> letaif, medhiyye, mersiye, hiciv gibi aksamı evvelden beri mevcut olup       roman, facia ve komedi gibi aksamı bu devirde zemmedildiği hâlde işbu       aksam�ı edebiyyenin birincisi değil ise de en mühimi addolunacak       &#8220;muaheze&#8221; kısmı her nasılsa meydan almayıp kalmıştır.       Hicv bir dereceye kadar muaheze işini görmekte ise de muaheze sayılmaz.       Hicv yalnız noksandan kaba surette haber verir; muahezenin bundan esasen       farkı iyi zannedilmiş fenanın üstünü açtığı gibi fena zannedilen       iyiliği dahi meydana çıkardığıdır.</p>
<p>Muaheze, ister acı, ister leziz olsun keşf�i hâli ve hakikati       izlemekten ve her şeyin mahiyet�i<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn2">[ii]</a> hakikiyyesini tayin etmekten ibarettir. Muahezeden edilen istifade       muahizin kudret-i fikriyyesine ve mülahazat�ı hükmiyyesine bağlıdır.       Kuvvetsiz muahiz saçma döker; kuvvetli muahiz büyük hizmet�i       edebiyyede bulunabilir.<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ftn1">[1]</a></p>
<p>Her işin, vakanın ve eserin mizanı olan &#8220;muaheze&#8221;nin şarkta       yuva bağlamadığı<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn3">[iii]</a> ve meydanı yalnız sükût ile medhiyeye boş bıraktığı teessüflü hâllerdendir       ki şarkın fikren durgunluğu muahezenin fıkdanından ileri gelmiştir       zannederiz.</p>
<p>Avrupa&#8217;da efkâr uyanması muaheze doğduğundan sonra görülmüştür.       Ehl�i malumata bunlar mestur değildir. Şark muharrirleri arasında       muahezenin kadir ve kıymetini bilen çoktur. Ekser muharrirler bir ya iki       garp dili bildikleri hâlde Avrupaca muahezenin ne kadar iş gördüğü       ma&#8217;lumlarıdır, fakat bugüne kadar edebiyyat�ı Arabiyye, Türkiyye ve       Farisiyye muaheze babından mahrum bulunuyorlar. Bunun aybı muharirlerde       olmayıp &#8220;ahvalde&#8221; ve bir dereceye kadar da &#8220;görenek&#8221;tedir.       Lâkin biraderler bizi afv buyursunlar cüz&#8217;î bir ayıp bizlerde yani yazı       yazanlarda da vardır.</p>
<p>Farz edelim ki &#8220;ahvâle&#8221; galebe edecek kadar kuvvete malik göreneğe       tâbi olmamak kadar cesaret�i medeniyye bulunmasın. Ahvâl ve görenek       mani olmadıkları bazı sıralarda dahi muaheze yerine methiyye;       &#8220;hayır&#8221; denilecek<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn4">[iv]</a> yerde evet efendim yollu kalem çekmek &#8220;kalem ayıbıdır&#8221; ve       arasıra hatta &#8220;kalem hıyaneti&#8221; bile olabilir.</p>
<p>Uzunca bu mukaddimeden muradımız kısa bir<strong> </strong>arzudur: Eğer cümle muharrirler her yazdıklarında muahezeyi       elde tutup her okuduklarını ve her ne görürlerse gördüklerini       muahezeye çekip kalem oynatsalar şarkın ıslahına ve tecdid-i efkârına       pek büyük hizmetler etmiş olurlar.</p>
<p>&#8220;Mekân       ve zaman manidir&#8221; cevabı olur ise, kadrü&#8217;l-hâl yazmalı deriz,       çünkü tünel ile geçilmez dağdan araba yolu ile geçilir; araba yolu       yok ise at ve keçi sokağı ile aşmak mümkündür.</p>
<p>Yalnız       âleme ve bu zamana hitaben değil gelecek zamanlara karşı yazı yazmak       pek büyük bir şan olduğu herkesin malumudur. Doğruya doğru, eğriye       eğri, fenaya fena, güzele güzel demek bu şanın esas-ı asliyyesidir.       Böyle olmadıkça kalemde şan ve şeref bulundurmak belki mümkün       olamaz. Ahval ve görenek söyletmiyor, manidir; evet ama sükût elimizde       değil mi?</p>
<p>Falan       adamın işi fenadır; ya ki filan eserin mevadd�ı münderecesi beş       para etmez demeye müsaade ya ki cesaret yok ise şu adam, &#8220;böyle âlimdir,       şöyle ganidir&#8221; ya ki mezkûr eser &#8220;gayet müfîd bir şeydir;       her kütüphaneye yaraşır bir kitaptır.&#8221; diye hilaf�ı hakikat       yazmaya bizleri mecbur eden kuvvet de bulunamaz. Sükûtta ihtiyar       eldedir.</p>
<p>Mecmuaların       birinde &#8220;falan prens<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn5">[v]</a> nihayet derece âlimdir; merhameti ve sehaveti meşhurdur; vatana hizmeti       şayan�ı teşekkürdür, maarif�i milliyye muhabbeti ve maarifin intişarına       hizmeti büyüktür&#8221; yolunda ibareler gördüğümde &#8220;âlim&#8221;       olduğu neden malûm; merhameti, sehaveti ne ile müsbit, vatana hizmeti       nedir ki vucuduna şükürler edilsin, maarife muhabbeti, bunun intişarına       gayreti neden ibarettir, tesis ettiği mektepler nerededir, kendi cebinden       okutup millete bahşeden çırakları kaçtır, kimdir, nerededir? sual-lerine       cevap bulamadım. Hâlbuki delilsiz sözler sel suyu makamındadır; gelir       geçer, faydası ve tesiri olmaz, zararı ihtimaldir.</p>
<p>Bu       yolda tercüme�i hâlleri yazmamak &#8220;muaheze�i mesture&#8221;       addolunur ve te&#8217;siri tembellerin, efkârsızların bir kat daha ileri       gitmemesine sebep olur ve ahâlinin gözüne sade, ak maden gümüş       olarak görülmez. Bu da büyük faydadır.</p>
<p><strong>[14-] MECBURİ DEĞİL, LÂZIM CEVAP</strong><strong> </strong></p>
<p>[       İlâve-i Tercüman, 23 Zi'l-ka'de 1314 / 13 Aprél 1897, Sayı:15 ]</p>
<p>26. nüshamızda dercolunmuş &#8220;Muaheze ve Mülahaza&#8221;da bir       muharrir yazdığını ve ya ki naşir neşredeceğini medhetmek ve böylece       ileriye sürmek muvafık-ı edeb olmadığından bahsederek misal olarak <em>&#8220;Sabah&#8221;</em> gazetesinin &#8220;Bir İhtar-ı Mahsus&#8221;unu       nakletmiş idik. Her ne kadar mülahazamız <em>&#8220;Sabah&#8221;</em> refikimize mahsus değil ise de &#8220;Bir Cevab-ı Mecburî&#8221; yazıp       &#8220;<em>Tercüman</em>&#8220;ı şiddetlice       sıkıştırmışlar ve ya ki sıkıştıracak olmuşlar&#8230; Buyurun, bakın       ne diyorlar:</p>
<p>Gazetemize tefrika edilmekte olan &#8220;Güller-Dikenler&#8221; romanı       henüz neşre başlanılmazdan evvel ale&#8217;l-usul mezkûr romanın mevzu ve       mahiyetini beyan ile hakkında celb-i enzar-ı erbab-ı mütalaa için       &#8220;Bir İhtar-ı Mahsus&#8221; yazmıştık.</p>
<p>Bu ihtar-ı mahsus her nedense Kırım�da neşrolunan &#8220;<em>Tercüman</em>&#8221;       gazetesi sahib-i imtiyazının hoşuna gitmeyerek son nüshasında &#8220;Müaheze&#8221;       ünvanı tahtında mâlâyaniden mürekkep birkaç sütunluk bir       hezeyanname neşreylemiştir.</p>
<p><em>Tercüman</em> gazetesi bir muharririn mahsul-ı kalemi bulunan bir romanın erbab-ı mütalaaya       tavsiyesi için bir fıkra-i mahsusa yazmayı<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn6">[vi]</a> haysiyyet-i kalemiyyeden ayrılmak       suretinde telakkî etmiştir.</p>
<p>&#8220;Medh ü senâ olmayan bir şeye muhayyilesinde öyle bir süs       verip de gazetecilikte haysiyyet-i kalemiyyeyi<a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_edn7">[vii]</a> her hâlde ondan ziyade bilen ve       muhafaza edenlere ders-i edep vermek&#8230;&#8221;</p>
<p><em>&#8220;Sabah&#8221;</em>ın       cevabı daha uzundur fakat meseleye ait noktaları naklettiğimiz satırlardan       ibarettir. Muahezemizde isti&#8217;mal ettiğimiz &#8220;birçok elfaz-ı       galize&#8221;, &#8220;hezeyanname&#8221; ve &#8220;bir kahvehane peykesinde söylenilemeyecek&#8221;       sözler ve <em>&#8220;Tercüman&#8221; </em>gibi bir gazeteci bulunmasından dolayı       gazeteci bulunduğumuz için hakikaten müteessif ve mahcup olduk gibi hayırlı       <em>&#8220;Sabah&#8221;ı</em>n lisan-ı       nazikânesinden sarf-ı nazar işe bakalım: <em>&#8220;Sabah&#8221;</em> refikimizin yazdığına göre &#8220;ihtar-ı mahsusî&#8221; medh ü senâ       olmayıp yalnız romanın mevzu ve mahiyyetini erbab-ı mütalaaya       beyandan ibaret imiş. Böyle ise pek güzel. Demek oluyor ki medh ü senâyı       <em>&#8220;Sabah&#8221;</em> da biz gibi münasip görmüyor; binaenaleyh bir       efkârdayız, fakat refikimizin yazdığı ihtarı anlamayıp sadece bir       haberi medh zannedip yazı yazmış oluyoruz ki sersemliktir; kabul       edemeyiz. Mezkûr ihtar budur; bakın &#8220;haber&#8221; mi &#8220;medhiyye&#8221;       mi?</p>
<p>Yarından itibaren <em>&#8220;Güller-Dikenler&#8221; </em>namıyla millî bir romanın dercine ibtidar edilecektir. Esasını en       sengîn dilleri müte&#8217;essir edecek müthiş, feci, esrarengiz bir cinayet,       en hissiz gönüllere bile rikkat verecek saf, tabiî, lâhutî bir       muhabbet teşkil eden bu roman gayet meraklı ve şayan-ı mütalaadır.&#8221;</p>
<p>Eğer yukarıda naklettiğimiz satırlara sade haberdir diyecek bulunur       ise hiç teslim edemeyiz çünkü neşredilecek bir romandan erbab-ı mütalaaya       haber vermek lâzım ise &#8220;falan hikâyecinin fennî (ve ya ki millî)       ve ya ki (tarihe müstenid) falan romanıdır&#8221; demek kâfidir. Büyükçe       âlem�i matbuatda &#8220;ale&#8217;l-usul&#8221; böyledir. Tenezzülen İngiliz,       Fransız, Alman ve Rus matbuatına bir nazar edin; görürsünüz ki       &#8220;falan romancının (mesela Zola�nın ya ki Şipilgagın[Spielhagen]&#8216;ın)       yeni bir eserini dercedeceğiz&#8221; gibi haber ile iktifa edilmektedir. Lâkin       ihtara &#8220;mezkûr eserde de naklolunan vakıalar şu kadar müthiştir       ki erbab-ı mütalaanın yüreği çatlar; şu kadar gülünçtür ki güle       güle ta Makri köyüne kadar koşar yollu beyanat ilave edilir ise helvacının       bağırıp çağırmasına benzer.</p>
<p>Darlanmak, hiddetlenmek lâzım değil; gazeteci bulunduğunuzdan mahcup       olmak da lâzım gelmiyor. Kaba veya ki hamalcasına lisanımız ile dediğimiz       hakikât &#8220;bir adam kendi işlediğini veya ki yazdığını kendi       medh ü senâ etmemelidir ve hatta hafi surette bile ileri sürmemelidir&#8221;       diyoruz. Buna şark ve garp ve kendiniz de ittifakdırsınız. Binaenaleyh       vazifeniz pek sadedir: Yazdığınız &#8220;ihtar&#8221; ihtar suretinde       reklam ve medhiye olmadığını erbab-ı mütalaaya isbattan ibarettir.</p>
<p>Fennî bir eserin mahiyyet ve derecesi erbabı tarafından; edebî bir       eserin tarz-ı ifadesi, usul�i tasavvuru, tesiri, hikemiyyatı, muahiz       ve okuyanlar canibinden tayin olunmak umumî kâide�i edebiyyedir. Bahçesaray       gazetesinin &#8220;malayani&#8221; &#8220;hezeyannamesi&#8221; değildir. Bana       kanmıyor iseniz <em>Sami Bey, Ahmet       Midhat Efendi�</em>ye ve <em>Ebüzziya       Tevfik Bey </em>efendilere müracaata muhtarsız.</p>
<hr size="1" /><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ftnref1">[1]</a><br />
<a href="../../yazilar/yakpinar.htm">İsmail Gaspıralı Bey&#8217;in       Edebî Tenkitleri</a></p>
<hr size="1" /><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref1">[i]</a> Metinde  &#8220;durub-ı           misal&#8221;  şeklindedir</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref2">[ii]</a> Metinde  &#8220;maiyet&#8221; şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref3">[iii]</a> Metinde  &#8220;bağlemdigi&#8221;  şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref4">[iv]</a> Metinde  &#8220;dilnecek&#8221;  şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref5">[v]</a> Metinde  &#8220;perensin&#8221; şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref6">[vi]</a> Metinde  &#8220;yazmanı&#8221;  şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler12.htm#_ednref7">[vii]</a> Metinde &#8220;kalemeyi&#8221;  şeklindedir.</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />* Derleyen: <a href="../../yazarlar/yakpinar_biy.htm" target="_blank"> Prof. Dr.  Yavuz AKPINAR</a> , Yayınlandığı Yer: Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, IX, İzmir, 1998 s. 87-115 (Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yayınları)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=169</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Gaspıralı Bey&#8217;in Edebî Tenkitleri : Tenkit</title>
		<link>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=167</link>
		<comments>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=167#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 21:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eserleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[İsmail Gaspıralı * [10-] EBÜZZİYA TEVFİK BEY [İlâve-i Tercüman, 27 Şevval 1313 / 31 Mart 1896, No: 13 ] Zamanımızda Osmanlı muharrirleri ve naşirleri arasında şöhret almışların biri Ebüzziya Tevfik Bey�dir. Muharrirlikte ve naşirlikte kendine mahsus bir mevki sahibidir. Edebiyyat-ı &#8230; <a href="http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?p=167">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr /><strong>İsmail Gaspıralı       <a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#dipnot">*</a></strong></p>
<p>[10-]       EBÜZZİYA TEVFİK BEY</p>
<p>[İlâve-i       Tercüman, 27 Şevval 1313 / 31 Mart 1896, No: 13 ]</p>
<p>Zamanımızda Osmanlı       muharrirleri ve naşirleri arasında şöhret almışların biri Ebüzziya       Tevfik Bey�dir. Muharrirlikte ve naşirlikte kendine mahsus bir mevki       sahibidir. Edebiyyat-ı Cedide�nin terakkisine ve maarifin umum arasında       intişarına hizmet eden Şinasi, Ziya Paşa, Ahmet Vefik Efendi, Kemal       Bey, Ahmet Midhat vesairler gibi &#8220;fırka-i münevvere&#8221; efradından       bulunan Tevfik Bey, Türkleşmiş Arap hanedanına mensuptur. Tertip ve neşrettiği       mecmualar; yazdığı risale ve salnameler münderecesi nazarından hep       ehemmiyyetli ve istifadeli şeylerdir. Edebiyyat-ı Osmaniyye�de bulunan       güzel ve parlak sahifeleri adî göz ile seçilmeyen bahisleri umuma göstermek       umumu bunlara aşina etmek meslek-i edebiyyesi dahilindedir. &#8220;Kütüphane-i       Ebüzziya&#8221;, &#8220;Numune-i Edebiyyat-ı Osmanî&#8221; mecmuaları bu       yolda tertip edilmiştir ki Edebiyat-ı Cedide dershanesi ve tarihçesidirler.</p>
<p>Tevfik Bey�in lisanına       ve tarz-ı ifadesine gelince güzeldir, fakat lâzım derece sade değildir.       Ahmet Mithat Efendi�nin ve Şemsettin Sami Bey�in lisanı daha ziyade       &#8220;Türkçe&#8221;dir; binaenaleyh daha ziyade kavmî ve umumîdir.</p>
<p>Tevfik Bey Efendi�nin       başlıca bir eseri &#8220;Lugat-i Ebüzziya&#8221;dır ki Türkçe�de       kullanılan elfaz ve ıstılahattan yirmi-yirmi beş bin kelimenin beyanından       ve tarifinden ibarettir. Müfîd kitaplardandır ki tahsil-i lisan için büyük       bir medardır.</p>
<p>Naşirliği kesbe medar       bir sınâat değildir; nefaset-i tıbâate<a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_edn1">[i]</a> ve güzel kitapları hakikat güzel bir surette çıkarmaya fedakârî ve       fahrî bir hizmettir ki bu yüzden dahi şayan-ı teşekkürdür.</p>
<p>Ebüzziya matbaasından       çıkan eserler Avrupa�nın en mu&#8217;teber matbaalarının meyvesiyle bir       derecededir. Güzel basılmış kitap heveslisi olan kütüphanesini asar-ı       Ebüzziya ile tezeyyün eder. Yazdığı hep istifadeli, tab ettiği hep güzel       şeylerdir.</p>
<p>[11-]       MUAHEZE</p>
<p>[       İlâve-i Tercüman, 8 Safer 1314 / 7 İyul 1896, No: 26 ]</p>
<p>Bir helvacı yaptığı       helvasını, bir bozacı sattığı bozasını ve küfeci yüklenmiş       bamyasını bağırıp çağırıp methederse bir dereceye kadar afvolunur.       Çünkü evvelen malına dikkat celbetmeye gayrı çaresi yoktur ve bir de       helvacı ve ya ki bozacı muallim�i edeb değildir. Lâkin bir edip, şair,       romancı ya ki gazeteci kendi yazdığını helvacıya imtisalen bağırıp       çağırıp kendi medh ve sena ederse gayet çirkin bir şey olmaz mı?</p>
<p>Şüphe yok ki pek büyük       bir edebsizliktir. Ne kadar zahir bir edebsizliktir ki eslaf bizler gibi       terbiyeli bizler gibi malumatlı ve bizler gibi Avrupalı olmadığı hâlde       bile bunun farkında olup hiç biri kendi yazdığını kendi methedip       kendi kalemine kendi dellal olmamıştır. Halbuki &#8220;iş bu zaman       terakkî ve medeniyyette&#8221; İstanbul gazetelerinde bazan böyle ilânlar       ve idareden ihtarlar görüyoruz ki okudukta kızarıyoruz!</p>
<p>Gerçi gazeteciliğin       bir ciheti edebiyyat ise de diğer ciheti nâçare ticarete bağlı olduğu       malumdur. Fakat gazete ticaret için te&#8217;sis edilmediği ve para kazanmak       &#8220;meslek&#8221; dairesinden hariç olduğu sırada müşteri cem&#8217;etmek       ve perakende satışı ilerletmek için  haysiyet�i kalemiyyeden       ayrılmak hiç caiz görülemez. Kâr etsin zarar etsin muharrir ve edip       helvacı ve bozacı rengine giremez.</p>
<p>Yağmurlu havalarda çürüklükte<a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_edn2">[ii]</a> peyda olan mantar gibi zuhur eden reklam, şantaj, dellal, &#8230;.venk       gazeteleri Avrupa&#8217;da çoktur. Lâkin bunların edeb ve edebiyyatta alıp       verecekleri olmadığından Şark&#8217;a emsal olamaya-cakları ma&#8217;lumdur.       Dersaadet gazeteleri edebî ve fennî varakalardır ki her biri birer       ayine�i edeb olmaya gayret ettikleri aşkârdır. Bu hâlde bazı       &#8220;ihtar&#8221;lar kaçırıyorlar ki hiç şan ve şereflerine yakışmıyor.       Mesela &#8220;Sabah&#8221; gazetesinin Muharrem 1&#8242;de neşredilmiş nüshasında       bu gibi ihtarlardan birini gördük. İdareden haber veriyorlar ki       &#8220;yarından itibaren &#8220;Güller, Dikenler&#8221; namıyla millî bir       romanın dercine ibtidar edilecektir. &#8220;Güller, Dikenler&#8221;       gazetemiz muharrirlerinden Abdullah Zühdî Bey tarafından kaleme alınmıştır.       Esasını en sengîn dilleri müteessir edecek müthiş, feci, esrarengiz       bir cinayet en hissiz gönüllere bile rikkat verecek saf, tabiî, lâhûtî       bir muhabbet teşkil eden bu roman âdat�ı milliyyemize  muvafık       bir surette yazılmış olduğundan gayet meraklı ve şayan�ı mütlaâdır.&#8221;</p>
<p>Mezkûr roman âdat�ı       milliyeye muvafık surette yazılmış olsa olur, fakat böylece göze sürülüp       reklam edilmesi âdât�ı milliyyeden değil; Beyoğlu bid&#8217;atındandır.       Belki &#8220;Güller, Dikenler&#8221; hakikaten &#8220;en hissiz gönüllere       bile rikkat verecek&#8221;tir. Fakat burasını tasdik ve beyan edecek naşir       ve muharrir değildir, okuyacak adamlardır. Buna razı olmayan mutlak       helvacıdır: Buyurun efendiler, halis kamış şekerindendir, yüz       dirhemi kırk para!</p>
<p>Sütunların aşağısında       dercedilecek bir roman görülmezden evvel methedilir de sütunların       yukarısında dercedilen mevaddın kabahati nedir ki beyan ve       methedilmiyor.</p>
<p>&#8220;Dercedeceğimiz telgramlar en son sistem       makinalardan alınıyor; havadislerimiz en doğru havadislerdendir; eski       havadis hiç dercedilmeyecektir; güzel ve tesirli lisanımızı dilsizler       bile anlayacaktır&#8221; yolunda ihtarlar yazmalı. Misali       &#8220;Sabah&#8221; gazetesinden aldık; lâkin sözümüz yalnız bu       refikimize değildir. Öğle, ikindi ve akşam gazeteleri de reklam ile       methiyyeye uşayan<a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_edn3">[iii]</a> &#8220;ihtar&#8221;lara hiç       yer vermez iseler pek büyük bir hizmet etmiş olurlar.<br />
<a href="../../yazilar/yakpinar.htm">İsmail Gaspıralı Bey&#8217;in       Edebî Tenkitleri</a></p>
<hr size="1" /><a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_ednref1">[i]</a> Metinde  &#8220;tebabete&#8221;            şeklindedir.</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_ednref2">[ii]</a> çürüklükte           (?): rutubetli yerde (?)</p>
<p><a href="../../eserleri/tenkitler10.htm#_ednref3">[iii]</a> uşamak: benzemek, uşayan: benzeyen</p>
<hr size="1" noshade="noshade" />* Derleyen: <a href="../../yazarlar/yakpinar_biy.htm" target="_blank"> Prof. Dr.  Yavuz AKPINAR</a> , Yayınlandığı Yer: Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, IX, İzmir, 1998 s. 87-115 (Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yayınları)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ismailgaspirali.org/ismailgaspirali/?feed=rss2&#038;p=167</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

